Waiting for the Clouds (2003) (Bulutları Beklerken) Film. Director : Yesim Ustaoglu

lNUii

Yeşim Ustaoğlu’nun üçüncü uzun metrajlı filmi Bulutları Beklerken vizyonda. Bir önceki filmi Güneşe Yolculuk ile hem Türkiye sınırları içinde hatırı sayılır bir seyirci rakamına ulaşan hem de yurtdışında övgü ve ödül toplayan Ustaoğlu, bu kez de mübadele döneminde bir Türk ailenin yanına sığınarak tüm hayatını esas kimliğini saklayarak geçirmiş bir kadının yolculuğunu anlatıyor. Aslen Eleni ama çevresinin onu tanıdığı isimle Ayşe, Türk ailesinin hayatta kalan son ferdi de ölünce, geçmişiyle başbaşa kalıyor.

Son derece yalın bir sinema diline sahip olan Bulutları Beklerken’de, Sokurov gibi kimi Rus sinemacıları hatırlatan bir anlatım hakim. Görüntü yönetmeni ile filmin özgün müziklerini besteleyen Michael Galasso’nun da katkısıyla, gerçekten insanı kolaylıkla içine alan, çok çekici bir atmosfer yakalanmış. Karadeniz yaylalarının Araf-vari atmosferi insanı gerçekten hipnotize ediyor.

1975 yılında, Tirebolu’da, kendisine mübadele döneminde izini kaybettiği kardeşini hatırlatan küçük bir çocukla ilişkisi sonucunda geçmişinin peşinde gerçek kimliğini bulmaya çalışan Ayşe/Eleni’nin hikayesi, Türkiye’nin yakın geçmişine dair ciddi siyasi açılımları da beraberinde getiren bir malzeme şüphesiz. Yeşim Ustaoğlu belki bu öyküye biraz tek taraflı bakıyor ve eleştiri oklarını daha ziyade bizim topraklarımıza yöneltiyor. Yunanistan’ın siyasi konjonktürüne dair sadece bir iki cümle ederken (ki bunlar da doğrudan mübadelenin kendisine dair değil aslında); Türk milliyetçiliğinin ve devlet ideolojisinin somut yüzüne çok daha net bir şekilde vurgu yapıyor.

Ustaoğlu’nun bu tavrının ülke dışında ilgi görmek veya ödül kazanmak olduğu şeklinde bir komplo teorisi üretecek değilim (belki bazılarının yaptığı gibi). Çünkü o aslında hep insan hikayelerinin peşinde ve eşelediği mevzular gerçekten de eşelenmesi gereken, bu topraklarda tartışılması gereken konular. Ama bu tür filmlerin yurtdışında birer sinema eseri olmanın ötesinde ister istemez “üçüncü dünya ülkelerindeki anti-demokratik uygulamaları sergileyen” işler olarak algılanma ve kendini dünyayı demokratikleştirmeye/ kurtarmaya adamış oryantalist bir Batı’da salt bunun üzerinden talep görme riski yazık ki mevcut.

Bulutları Beklerken, siyasi bir söylemden ziyade çok basit ve insani bir çelişkiye odaklanarak bu çıkmazı pekala atlatıyor kanımca. Ayrıca gayet iyi kurulmuş senaryosu ve çekim aşamasındaki titiz işçiliğiyle, sinemasal değerlerini görmezden gelmek veya kaçırmak da pek mümkün değil herhalde. Hatta son yıllarda yapılmış en eli yüzü düzgün Türk filmlerinden biri olarak rahatlıkla kabul edebiliriz.

Oyuncu kadrosunun büyük kısmını amatör oyuncuların oluşturduğu Bulutları Beklerken’de bir takım aksaklıklardan bahsetmek mümkünse, onlar da işte bu alandan çıkıyor. Yurtdışında fark edilmesi mümkün olmayan bir özellik varsa, o da diyalogların zaman zaman fazla kitabi kalması. Dolayısıyla amatör oyuncular zaten bütünüyle bir doğallık içinde olamadıkları için, ağızlarına tam oturmayan kimi diyaloglarda zorlanabiliyor, vurguları yanlış yapabiliyor ve bir filmin içinde hem de ilk kez rol yapmaya çalışan sıradan insanlar olduklarını hissettirebiliyorlar. Bunun karşısında Rüçhan Çalışkur’un fiziksel olarak başarılı ama ister istemez fazla kentli performansının yarattığı tezat seyirciyi filme yabancılaştırabilecek türden.

Ama kabul etmek gerekir ki, amatör oyuncular doğallıkları ile sempatimizi kazanıyor; profesyonel oyuncular ise filmin minimalist anlatım tarzına iyi uyum sağlıyorlar. Sonuçta ortaya çıkan, öyle seyri çok kolay bir film değil. En azından Güneşe Yolculuk kadar sürükleyici bir temposu yok. Bu yüzden ortalama seyirci için biraz zorlayıcı olması mümkün. Tüm bunlara rağmen Bulutları Beklerken hele bir de Karadeniz toprakları benim gibi sizin de içinizde bir şeyleri harekete geçiriyorsa olgunlaşmakta olan bir sinemacının bütün izlerini taşıyor. Yeşim Ustaoğlu’nun üçüncü uzun metrajlı filmi Bulutları Beklerken vizyonda. Bir önceki filmi Güneşe Yolculuk ile hem Türkiye sınırları içinde hatırı sayılır bir seyirci rakamına ulaşan hem de yurtdışında övgü ve ödül toplayan Ustaoğlu, bu kez de mübadele döneminde bir Türk ailenin yanına sığınarak tüm hayatını esas kimliğini saklayarak geçirmiş bir kadının yolculuğunu anlatıyor. Aslen Eleni ama çevresinin onu tanıdığı isimle Ayşe, Türk ailesinin hayatta kalan son ferdi de ölünce, geçmişiyle başbaşa kalıyor.

Son derece yalın bir sinema diline sahip olan Bulutları Beklerken’de, Sokurov gibi kimi Rus sinemacıları hatırlatan bir anlatım hakim. Görüntü yönetmeni ile filmin özgün müziklerini besteleyen Michael Galasso’nun da katkısıyla, gerçekten insanı kolaylıkla içine alan, çok çekici bir atmosfer yakalanmış. Karadeniz yaylalarının Araf-vari atmosferi insanı gerçekten hipnotize ediyor.

1975 yılında, Tirebolu’da, kendisine mübadele döneminde izini kaybettiği kardeşini hatırlatan küçük bir çocukla ilişkisi sonucunda geçmişinin peşinde gerçek kimliğini bulmaya çalışan Ayşe/Eleni’nin hikayesi, Türkiye’nin yakın geçmişine dair ciddi siyasi açılımları da beraberinde getiren bir malzeme şüphesiz. Yeşim Ustaoğlu belki bu öyküye biraz tek taraflı bakıyor ve eleştiri oklarını daha ziyade bizim topraklarımıza yöneltiyor. Yunanistan’ın siyasi konjonktürüne dair sadece bir iki cümle ederken (ki bunlar da doğrudan mübadelenin kendisine dair değil aslında); Türk milliyetçiliğinin ve devlet ideolojisinin somut yüzüne çok daha net bir şekilde vurgu yapıyor.

Ustaoğlu’nun bu tavrının ülke dışında ilgi görmek veya ödül kazanmak olduğu şeklinde bir komplo teorisi üretecek değilim (belki bazılarının yaptığı gibi). Çünkü o aslında hep insan hikayelerinin peşinde ve eşelediği mevzular gerçekten de eşelenmesi gereken, bu topraklarda tartışılması gereken konular. Ama bu tür filmlerin yurtdışında birer sinema eseri olmanın ötesinde ister istemez “üçüncü dünya ülkelerindeki anti-demokratik uygulamaları sergileyen” işler olarak algılanma ve kendini dünyayı demokratikleştirmeye/ kurtarmaya adamış oryantalist bir Batı’da salt bunun üzerinden talep görme riski yazık ki mevcut.

Bulutları Beklerken, siyasi bir söylemden ziyade çok basit ve insani bir çelişkiye odaklanarak bu çıkmazı pekala atlatıyor kanımca. Ayrıca gayet iyi kurulmuş senaryosu ve çekim aşamasındaki titiz işçiliğiyle, sinemasal değerlerini görmezden gelmek veya kaçırmak da pek mümkün değil herhalde. Hatta son yıllarda yapılmış en eli yüzü düzgün Türk filmlerinden biri olarak rahatlıkla kabul edebiliriz.

Oyuncu kadrosunun büyük kısmını amatör oyuncuların oluşturduğu Bulutları Beklerken’de bir takım aksaklıklardan bahsetmek mümkünse, onlar da işte bu alandan çıkıyor. Yurtdışında fark edilmesi mümkün olmayan bir özellik varsa, o da diyalogların zaman zaman fazla kitabi kalması. Dolayısıyla amatör oyuncular zaten bütünüyle bir doğallık içinde olamadıkları için, ağızlarına tam oturmayan kimi diyaloglarda zorlanabiliyor, vurguları yanlış yapabiliyor ve bir filmin içinde hem de ilk kez rol yapmaya çalışan sıradan insanlar olduklarını hissettirebiliyorlar. Bunun karşısında Rüçhan Çalışkur’un fiziksel olarak başarılı ama ister istemez fazla kentli performansının yarattığı tezat seyirciyi filme yabancılaştırabilecek türden.

Ama kabul etmek gerekir ki, amatör oyuncular doğallıkları ile sempatimizi kazanıyor; profesyonel oyuncular ise filmin minimalist anlatım tarzına iyi uyum sağlıyorlar. Sonuçta ortaya çıkan, öyle seyri çok kolay bir film değil. En azından Güneşe Yolculuk kadar sürükleyici bir temposu yok. Bu yüzden ortalama seyirci için biraz zorlayıcı olması mümkün. Tüm bunlara rağmen Bulutları Beklerken hele bir de Karadeniz toprakları benim gibi sizin de içinizde bir şeyleri harekete geçiriyorsa olgunlaşmakta olan bir sinemacının bütün izlerini taşıyor. —Beyazperde

 

bulutlari_beklerken10

WAITING FOR THE CLOUDS tells Ayse ’s tragic story who lives with her older and ailing sister Selma in a small cost town in the Black Sea region . Ayse never married, has dedicated her life to Selma. Their years of co-habitation have created an intense bond between the two sisters. Ayse must now face the harsh reality that she will soon be alone. The mystery of Ayse ’s tragic past will be divulged through the curious eyes of a charming eight –year –old boy, Mehmet, who shares Ayse ’s profound loss at the death of Selma.

Ayse ’s real identity is that of Eleni, the daughter of one of the evacuated Greek families. When she was 10 years old, Eleni was forced to suffer a seemingly endless march southward through ice and snow with her family. After cold and starvation killed her mother and sister, Eleni bravely pushed on to save herself and “Niko ” , her six –year –old brother.

Near death themselves upon their arrival at the outskirts of a faraway village, Eleni and Niko are taken in by a Turkish family. The trauma of young Eleni ’s brutal experience subsides through the loving bond she establishes with the teenaged Selma.

For some 50 years, Ayse has kept silent about her true identity to protect her status as Selma ’s sister. Now that her beloved Selma has passed away, Ayse suffers for the forgiveness of her long lost brother Niko.

Through Ayse ’s inner journey, WAITING FOR THE CLOUDS raises questions about “who we are ” and “where we belong, ” as it digs deeper into the intrinsic universal human feelings of love, guilt, fear and sharing.

http://www.ustaoglufilm.com/en/bulutlari_beklerken.asp

Waiting for the Clouds.(Movie Review)

| May 10, 2004 | Elley, Derek |

WAITING FOR THE CLOUDS

(BULUTLARI BEKLERKEN)

A Silkroad Prod., Arte France Cinema (France)/Plying Moon Filmproduktion (Germany)/Ideefixe Cinema (Greece) production, in association with ZDF/Arte. (International sales: Celluloid Dreams, Paris.) Produced by Setareh Farsi, Behrooz Hashemian. Co-producer, Helge Albers.

Directed by Yesim Ustaoglu. Screenplay, Ustaoglu, Petros Markaris, inspired by the novena “Tamama” by Yorgios Andreadis. Camera (color), Jacek Petrycki; editors, Time Linnasallo, Nicolas Gaster; music, Michael Galasso, Ozan Aksoy, Grup Helesa, art directors, Selda Ulkenciler (Turkey), Elias Ledakis (Greece); costume designers, Canan Cayir (Turkey), Peggy Mihalopoulou (Greece); sound (Dolby SRD), Bruno Tarriere, Christophe Winding; assistant directors, Serkan Acar, Gurcan Keltek. Reviewed at Istanbul Film Festival (national competition), April 28, 2004. Running time: 90 MIN.

With: Ruchan Caliskur, Dimitris Kamberidis, Ridvan Yagci, Ismail Baysan, Yannis Georgiadis, Feride Karaman, Suna Selen, 0ktar Durukan, Irene Tachmatzidou, Damoklia Mustakidou, Fatma Parlagi.

(Turkish & Greek dialogue)

A woman in a village by the Black Sea seeks closure on her tangled past in “Waiting for the Clouds,” a timely, potentially resonant idea that makes it to the screen only half-formed. Third feature by Turkish helmer Yesim Ustaoglu, following her acclaimed sophomore outing “Journey to the Sun” (1999), is atmospheric at a visual level but unengaging on an emotional one, largely thanks to a bumpy script. Pic’s original, sensitive theme will attract some festival engagements, but specialized distribution looks to be thin, especially beyond Europe.

Ayse (Ruchan Caliskur), who’s in her 60s, lives in Trebolu, a rambling village on the north coast of Turkey, in the same wooden house with her older sister; Selma (Suna Selen). It’s 1975, and Turkey is ruled by a military-supported right-wing government.

When Selma becomes ill and is rushed to the hospital during a census questioning session, and later dies, Ayse is hit hard. Some long-concealed photos seem to evoke troubled memories. When she and other village women take their cattle into the hills for seasonal pasture, Ayse falls sick, staying in her tiny shack after the others have gone back down.

Word grows among the superstitious womenfolk that Ayse is losing her mind. Then a Greek-speaking stranger arrives in town, called Thanasis (Dimitris Kamberidis), who unlocks Ayse’s buried past and spurs her to journey to Thessaloniki to find her long-lost brothel Nikos (Yannis Georgiadis).

Inspired by–rather than closely following–a novella by Greek writer Yorgios Andreadis, script uses the neat device of having the story, seen partly through the eyes of an 8-year-old Turkish child, Mehmet (Ridvan Yagci).

Aside from lending youthful vigor to a largely middle-aged and elderly cast, Mehmet and his pals also conveniently sketch in some of the yarn’s political background. At school–in some of the pie’s most engaging scenes–the tykes are drilled with “Turks are best” slogans. Meanwhile Mehmet’s father, a Communist, has mysteriously “disappeared.”

With small details, the film builds a background of ethnic and political repression in the present day that echoes Ayse’s own history–one rooted in the forced deportation of Greeks after the Turkish war of independence in the early 1920s: Ayse has effectively concealed her true identity and ethnicity for half a century.

It’s a potentially powerful story, but the script by Ustaoglu and Petros Markaris is muddled. Background historical info–so important to pie’s full appreciation–is either assumed or doled out in confusing or undramatic chunks.

Ustaoglu’s previous two pics, “The Trace” (1994) and “Journey to the Sun,” dealt with political and ethnic repression in Turkey’s recent past. “Clouds” basically extends the same themes backward in time, but also seems equally interested, in an almost semi-ethnographical way, with the Black Sea community in which it’s set. Jacek Petrycki’s lensing of the remote main location conjures up many striking images of cloud-wreathed landscapes and hard-scrabble peasant life. But after a while, these start to detract from the main story–Ayse’s search for roots–which develops way too late to gain much emotional momentum. Just when pic is starting to engage on that level, it suddenly stops.

Co-scripter Markaris has worked with Greek helmer Thee Angelopoulos, and the latter’s shadow can sometimes be seen–not to the best effect. Pic’s backstory even overlaps with the beginning of Angelopoulos’ latest movie, “Trilogy: The Weeping Meadow.”

Largely non-pro, local thesps are fine, and as Mehmet the young Ridvan Yagci is quite a find, buoyant and inquisitive without being cute. As his mom, Feride Karaman is also solid. More variable is Caliskur as Ayse, who sometimes looks and acts too young for the part and, ironically for a legit actress, doesn’t really project her emotions.

In the national competition at the Istanbul fest, film won the Special Jury Award and, more surprisingly, actress award for Caliskur.

http://www.accessmylibrary.com/article-1G1-116861668/waiting-clouds-movie-movie.html

 Karadeniz__de____by_tahirozgur

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s